Herşeyden Birazcık ;)
Yaşam
Kartuş Sorunu olanlar bu yazım tam size göre
14 Eki
Herkese merhabalar;
Zamanımın büyük bir çoğunluğunu bilgisayarımla zaman geçirmeyi seviyorum.Bu zamanımda çoğunlukla yeni açılmış tüm siteleri incelemekle yeni keşifler
bulmayı seviyorum.Ve bunları kendi blog sitelerimde paylaşım yerlerinde insanları bilgilendiriyorum.(Kadınlar her zaman alış veriş yapmasını çok sever=)
Yakın bir zamanda yazıcımın mürekkebi bitti. More >
PROBLEMLERE ODAKLANMAK ile ÇÖZÜMLERE ODAKLANMAK arasındaki fark:
15 Eyl
Durum 1: NASA uzaya astronot gönderdiğinde tükenmez kalemlerin yer çekimi olmayan ortamda çalışmadığını fark etti (yerçekimi olmadığı için mürekkep kağıdın üzerine akmıyordu).
Çözüm 1: Bu problemin çözümü NASA’ya ilave 12 milyon dolara mal oldu. Öyle bir tükenmez kalem ürettiler ki bu kalem yerçekimsiz ortamda, yukarı yönde, suyun altında ve sıfırın altında 300 C ‘ye kadar olan sıcaklıklarda yazı yazmaya olanak sağlıyordu.
Çözüm 2: Peki Ruslar ne yaptı…?? Kurşun kalem kullandılar. )
Hafızayı güçlendiren en kolay 7 yol
15 Eyl
Genclerin de yaslilarin da en buyuk sorunu zaman zaman hafiza kaybi yasamak. Unutkanlik, artik gunumuz insaninin birinci sorunu haline geldi. Endiselenmeye gerek yok. Cok basit 7 yontemle unutkanliga “Dur” diyebilirsiniz.
Unutkanlik, genel olarak yaslilik hastaligi olarak goruluyor. Oysa gercek hic oyle degil. Artik 7’den 70’e herkes zor yasam kosullari altinda unutkanlik yasiyor. Bir anda ne soyleyecegimizi, cocugumuzu okuldan almayi unutuyoruz… Parmaga ip baglamak, ajanda tutmak da bir ise yaramiyor. Sonucta bunlarin hicbiri hafizayi guclendirmeye yonelik yontemler degil. Yapilan arastirmalar hafizayi guclu tutmanin cok kolay oldugunu gosteriyor. Hayatin icinde var olan cok basit 7 yontemi hayatiniza dahil ederek geleceginize yatirim yapabilirsiniz. More >
GENEL SOFRA ADABI
15 Eyl
İçinde yaşadığımız toplumlarda, herkesin uyması gereken “Görgü kuralları” vardır. Toplumda sevilen, sayılan, aranan ve sözü geçen bir insan olmamız bu kuralları tam olarak bilmemize ve uygulamamıza bağlıdır. Özellikle Sofra adabı, kültürü görgü kurallarının önemli bir yerini oluşturur. More >
Faydalı ve İlginç Bilgiler
14 Eyl
Yapiştiricilar Nasil Yapiştiriyor?
Yapi$tiricilarin sagladigi yapi$tirma olayi aslinda kimyasal reaksiyondan ba$ka bir$ey degildir. Gunumuzde imalatcilar yapi$tiricilari sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapi$tirma olayinda benzer yada iki malzemeden iki madde, birde yapi$kan gerekir. Burada en onemli gorev yapi$tiricidadir. Yapi$tirici molekullerinin diger iki madde molekulleri ile birle$me egilimi gosterir bir yapida olmasi gerekir. More >
KARAKOLDA TÜRK İŞKENCESİ!
14 Eyl
Yayınlanan bir itiraf Türk polisinin işkencede nasıl devrim yaptığını gözler önüne serdi.
İşte geçtiğimiz haftasonu oynanan Fenerbahçe Galatasaray maçındaki Türk polisinin bir grup taraftara yaptığı “akıl almaz” işkence:
”Haftasonu oynanan Fenerbahçe Galatasaray maçı öncesi birkaç küçük sorun sebebiyle karakola alınan ve maç boyunca karakolda tutulan arkadaşımın anlattıklarını size aktarmak ve sizleri yepyeni bir işkence tekniğiyle tanıştırmak istedim. Fenerli, Cimbomlu ayrımı yapılmadan aynı nezarethaneye kapatılanların saat, telefon ve kimliklerine el konmuş. O sırada maçın başlaması bahane edilerek bütün polisler ortadan kaybolmuş. Aradan daha on dakika geçmeden içeriden “Goool!” çığlıkları yükselmiş. Tabii nezarethanedekiler parmaklıklara yapışıp “Kim attı? Kim attı?” diye bağırmaya başlamışlar. Cevap veren olmamış. Bir on-on beş dakika daha geçmiş içerisi yine “Goooll!” nidalarıyla yıkılmış. Nezarethanedekiler çıldırmışlar tabii. “Abi Allah rızası için kim attı söyleyin” diye yalvaranlar bile olmuş. Yine kendilerine cevap verilmemiş. Bu durum gollerin sayısı beşi buluncaya kadar devam etmiş. “Aynı tonda, aynı sayıda adam bağırınca tüm golleri aynı takım attı sanıyorum. Ses değişse diyeceğim ki karşı taraf da gol attı ama ses hep aynı. Biz beş atıyor olabilir miyiz diye düşünüyorum, olamaz diyorum. Yoksa beş mi yiyoruz diyorum, birilerine saldırmak üzereyim paranoyadan artık” diye anlatıyor arkadaşım o anı. İçerdekilerden bazıları iyice kaybetmişler kendilerini, “Kaç kaç lan bu maç?” diye başlarını parmaklıklara vuruyorlarmış. İçlerindeki şüphe hepsini öldürüyormuş. Nihayet maç boyunca süren bu işkence hakemin düdüğüyle birlikte sona ermiş. Polisler gelip arkadaşımı ve diğerlerini serbest bırakmışlar. Çıkar çıkmaz beni aradı arkadaşım. Maçın skorunu sordu. 0-0 dedim. Cevabımı duyunca kendinden geçti zavallım. Her ne kadar arkadaşımın haline içim gitse de elimde değil, ben bu yaratıcı fikri ortaya atan polise hayran kaldım kardeşim. Hem işe de yaramış. En azından arkadaşım bir daha o durumda kalmamak için maçın öncesinde ve sürecinde en ufak bir tartışmaya bile karışmamaya yeminli. Tebrik ederim polisimizi!”
Is Yeriniz Sizi Hasta Edebilir!
10 Eyl
Hasta bina sendromu, sekreter sendromu, yazar krampi, sehir bronsiti, gurultu sagirligi turunden bir yigin yeni hastaligi literature ekleniyor. Nedir bu tuhaf hastaliklar? Uygarligi yaratarak her gecen gun refah duzeyini arttiran insanoglu, bir yandan da kendi kuyusunu mu kaziyor?
Noroloji Uzmani Dr. Mehmet Yavuz bu durumun sagligimiza etkileriyle ilgili aciklamalarda bulundu.
Hasta bina sendromu nedir?
Carpik kentlesmenin ve yogun bina yiginlarinin, sagliksiz ranta dayali is merkezlerinin sonuclari sadece bozuk sehirlesme ve trafik kesmekesi degil tabi. Olayin sosyal boyutlarindan daha ciddi saglik sorunlari da var. Bir ornekle aciklamak gerekirse Amerikan NBC televizyonu, yeni bir binaya tasinmis ve bina son derece modern ve en yeni teknolojik sistemlerle donatilmistir. Bina oyle bir bina ki, bir gelen hayran birde gelmeyen! Ancak bu binada bir sorun vardir. Hemen herkes gunun sonuna dogru halsizlesmekte ve bitkin bir vaziyette isini bitirmektedir. Ayrica calisanlarda bas agrisi ve bas donmesi almis basini gitmistir. Hafta sonuna dogru sikayetler daha da yogunlasmaktadir. Sonunda proplemin binadan kaynaklandigi anlasilir. Binanin havalandirma sistemi yetersiz oldugundan mevcut elektronik cihazlarin meydana getirdigi manyetik yorgunluk bina da calisanlarin performanslarini etkilemekte ve verim dusmektedir. Sonunda burda calisan insanlarin yarisi baska bir binaya nakledilir ve olay cozumlenir.
Nelere dikkat edilmeli?
Cok katli is merkezlerinde, binlere elektronik cihaz ve sistemle donatilmis plazalarda, odaklanma ve konsantrasyon yetersizliklerinin olmasi kacinilmazdir. Boyle mekanlarda calisanlardan tam bir performans beklenmesi hayaldir. Calisan verimliligi icin, her ofiste bir calisanin olmasi ve odalarin da yeterli genislikte olmasi elzem bir durumdur. Ayrica calisanlarin etrafinda gereksiz elektronik cihazlarin da bulunmamasi lazimdir. Mevcut elektronik cihazlarin iyi yalitilmis odalarda olmasi ve baglantilarin network sistemleri ile ofislere dagitilmasi en tercih edilen yol olmalidir. Ornegin faks ve yazicilarin her odada bulunmasi yerine, bunlarin tek bir odada toplanmasi ve buraya ancak gerektiginde girilmesi onemlidir. Kullanilan monitorler mumkun olan en dusuk radyasyonlu cihazlar olmalidir. Bilgisayar kasalari gurultusuz calismali ve yalitimi ust duzey olmalidir. Ofislerde gerekli sayida telefon bulundurmali, telefon kargasasindan ve kalabalikligindan uzak durulmalidir. Cep telefonlarini asla kemere bagli ya da cepte tutulmamali, mumkunse kulaklik kullanilmalidir. Sadece bir tane cep telefonu kullanmaya calisilmalidir.
Sonuc itibariyle, insanlari devasa binalarda, plazalarda kucuk kucuk havasiz odalarda calismaya mahkum etmek verimliligin dusmesine yol acar. Plazalarda, sehrimizde bir cok ornegi olan yogun is merkezlerinde gordugumuz ?hasta bina sendromunun? belirtileri sadece halsizlik ve bitkinlik degil tabi. Bas agrisi, bas donmesi, anksiyete, uyku bozukluklari, zihinsel konsantrasyon bozukluklari, unutkanlik, goz ve cilt irritasyonlari, farenjit, larenjit ve burun kanamasi da sikca rastlanan sikayetlerdir. Belirtilerin hepsinin ortak ozelligi calisma ortamindan bir kac gunlugune uzaklasinca sikayetlerin duzeliyor olmasidir.
İstanbulMix.net küllerinden yeniden doğuyor!!
8 Eyl
Merhaba fazla değil 4 yıl kadar yayın hayatına ara vermiş olan bir tanecik sitemiz nihayet eskisi gibi hatta eskisinden daha iyi bir şekilde yayın hayatına geri döndü.
Hepimiz için hayırlı olsun..
Barbaros
